Günlük
Oğlum canım Tunikom ilkokula başladığı sene ilk yaz tatili ödevlerinden biri günlük tutmaktı. Ne kadar heyecanlandığımı ne kadar sevindiğimi anlatamam. Ben de günlük tutarak büyümüştüm. Defterimle baş başa kaldığım saatler ne kadar değerliydi benim için hatta bir dönem yanımda gezdirirdim defteri ilham gelirse bir şey yaşarsam hemen yazayım diye. Yavru kuşum da benim gibi gün içinde yaşadığı duyguları, olayları, sıkıntıları, heyecanları, üzüntüleri paylaşabileceği bir deftere sahip olacaktı yanında babası yada ben olmadığımda defteri ile paylaşacaktı tüm duygularını. Heyecanla kırtasiyeye koştum günlük almak için ama bulamadım. Ankara’daki tüm kitapçı ve kırtasiyeler tarandı ama düşlediğim gibi bir günlük bulunamadı. Günlüklerin çoğunluğu pembe, kırmızı, lila, tüylü kalpli, yaldızlıydı. Sadece kızlar düşünülmüş diye kızdım durdum, söylendim. Bu kısımda fark etmeliydim bazı şeyleri. En sonunda Tunikomun sevdiği çizgi film kahramanlarından birinin resmi olan bir defter aldım. Stickerlar aldım çeşit çeşit, günlüğü yazabilmesi için renkli kalemler aldım. Eve geldim heyecanla günlüğün ne kadar güzel, duygusal, rahatlatıcı bir şey olduğunu anlattım. Gelecekte hatırlamak istediğin olayları ve düşüncelerini yazabilirsin. Böylece kafanda hiçbiri kaybolmaz, ileride günlüğünü okuduğunda “a evet böyle de olmuştu, bunu da hissetmiştim, ne kadar komikmişim” diyebilirsin. En güvenilir iç dökme yöntemidir oğlum. Çok heyecanlıyım sen de öylesin değimli? Yüzüme baktı kocaman şaşırmış gözlerle işte bu kısımda da fark etmeliydim. Bu defterin sayfalarına tarih ve saat yazarak gün içinde ne zaman istersen yazabilirsin oğlum. Hadi başla bakalım dedim ve keyifle yanından ayrıldım. Çok uzatmayacağım. Tunikomun günlüğü şöyle oldu. Uyandım, kahvaltımı yaptım, denize gittim,kitap okudum,ders çalıştım,bisiklete bindim, öğle yemeği yedim,sinemaya gittim (filmin adı bile yok) arkadaşlarımla oynadım, play station oynadım,denize gittim, akşam yemeği yedim,yattım. Hatta bazı günlerde şöyle yazılar bile vardı dün yaptıklarımın aynısı. Ben duramadım tabi aralarda müdahil oldum olaya oğlum bak bence dış dünyayı anlatırken iç dünyanı da anlatmalısın sevinçlerin, üzüntülerin, kaygıların, kahkahaların gibi. Mesela bisiklet hediye edildiğinde sana neler hissettiğini anlatmalısın bisikletini tarif etmelisin nasıl süsleyeceğini anlatmalısın. Süslemek kelimesinde yine şaşkın ifadeyi gördüm yüzünde. (Kısa sürede süslemenin ne olduğunu öğrendi ışıklar, korna, tekerleğe takılan kedigözleri) ama bunları paylaşmadı defterinde. Ben kendimce bir süre daha bu konuyla ilgili detayları anlattım. En başında kırtasiyede sadece kızlar için günlük satıldığında fark etmeliydim. Erkek ve kadının ne kadar farklı hissettiklerini. Düşündükleri hakkında fikrim olmalıydı bunca yıl. Hayal kırıklığı yaşadım mı? Hayır, yaşamadım çünkü yılmadım mutlaka oğlumun duygularını paylaşacağı bir şeyi olacaktı ve sonunda bulduk izin verdiği sayfaları paylaşacağım burada. Büyük bir metot defter aldım çok havalı bir defter dedim ki bu senin hobi defterin yaz, çiz,boya yapıştır ne istersen yap çok hoşuna gitti ilk yaptığı tuttuğu takımın amblemi ve kadrosunu yazmak/çizmek oldu . Sonra hemen bir saha çizdi ve oyuncuları yerlerine yerleştirdi. Sonrası da geldi zaten. Şans eseri bu sene Saftrik Gregin günlüğü adlı ve Tuna’nın çok keyifle okuduğu seri kitaplarla tanıştık. Gerg Heffly adında bir çocuk annesi yüzünden günlük tutmak zorunda bırakılıyor önce işkence olarak başlayan bu durum sonrasında çok eğlenceli çizimlerle süslediği bir günlüğe dönüşüyor. Tuna bu kitapları çok kısa sürede okudu bitirdi şimdi heyecanla serinin devamını bekliyoruz ve bu kitaplar hobi defterini çok daha fazla kullandırmaya başladı. Karikatürler çiziyor kısada olsa yazılar yazıyor, sevdiği filmle ilgili resimler çiziyor yada yapıştırıyor. Benim düşünemediğim nokta kadın ve erkeğin ayrıldığı konulardan biri olan algılama şekliydi. Bir örnek vermem gerekirse Erkek bir yemeğe sadece karnını doyurmak için bakarken biz kadınlar onu daha nasıl lezzetlendirebiliriz, görsel sunumunu ne kadar daha güzelleştirebiliriz, ne kadar daha sağlıklı duruma getirebiliriz diye düşünüp dururuz. Erkekler dün köfte yedik derken aslında biz onlara muhteşem İzmir köftesi yapmışızdır. Biz anlatırken bir İzmir köftesi yaptım. İnanılmazdı. Beyler çok beğendiler nerdeyse parmaklarını yiyeceklerdi. Bu sefer kıymasına şunu kattım sebzesini şöyle kestim diye süsleye süsleye anlatırken erkeler ise ohh bugünde karnımız doydu derler sadece. Farklılıkları ile birbirini tamamlayan bu iki insanın İzmir köfte yerken aynı tadı,keyfi almaları dileğiyle.
İzmir Köfte
- 500 gr köftelik kıyma (kuzu ve dana karışık kullanılabilir)
- 1 adet iri soğan
- 1 su bardağı çekilmiş bayat ekmek
- 1 adet yumurta
- 1 domates rendesi
- Maydanoz
- Karabiber,tuz,kimyon,kekik
- Un
- Sıvı yağ
- 3 adet orta boy Taze patates
Köfte yi hazırlayıp una bulayıp az bir yağda önlü arkalı kurutmadan kızartıyorum. Patatesleri fırçayla iyice yıkayıp kabuklu halde az yağda kurutmadan nemli kalacak şekilde kızartalım.
Sosu
- 4-5 adet rendelenmiş domates
- 3 adet yeşil biber uzunlamasına kesilmiş.
- 2 adet kırmızı biber uzunlamasına kesilmiş
- 10 adet arpacık soğanı
- 5 diş sarımsak.
- Taze soğan irice doğranmış.
- 1 adet halka halka kesilmiş soğan.
- 1 adet defne yaprağı
Domatesleri az bir z.yağı ile çiğ kokusu gidene kadar kaynatın. Ardından diğer malzemeleri koyup pişirin. (sos gözünüze az görünürse salça ve su ekleyebilirsiniz)
Fırına girebilecek bir kaba önce patatesleri ardından köfteleri dizip sosu dökün ve fırında pişirin. Ara ara sosu köftelerin üzerinde gezdirin.
Afiyet olsun
Not: Yemeğin fotoğrafı yok bu sefer. Tuna'nın hobi defterinden izin verdiği tek sayfanın fotoğrafı var.
...
YanıtlaSil