7 Nisan 2011 Perşembe

İZMİR KÖFTE

Günlük
Oğlum canım Tunikom ilkokula başladığı sene ilk yaz tatili ödevlerinden biri günlük tutmaktı. Ne kadar heyecanlandığımı ne kadar sevindiğimi anlatamam. Ben de günlük tutarak büyümüştüm. Defterimle baş başa kaldığım saatler ne kadar değerliydi benim için hatta bir dönem yanımda gezdirirdim defteri ilham gelirse bir şey yaşarsam hemen yazayım diye. Yavru kuşum da benim gibi gün içinde yaşadığı duyguları, olayları, sıkıntıları, heyecanları, üzüntüleri paylaşabileceği bir deftere sahip olacaktı yanında babası yada ben olmadığımda defteri ile paylaşacaktı tüm duygularını. Heyecanla kırtasiyeye koştum günlük almak için ama bulamadım. Ankara’daki tüm kitapçı ve kırtasiyeler tarandı ama düşlediğim gibi bir günlük bulunamadı. Günlüklerin çoğunluğu pembe, kırmızı, lila, tüylü kalpli, yaldızlıydı. Sadece kızlar düşünülmüş diye kızdım durdum, söylendim. Bu kısımda fark etmeliydim bazı şeyleri. En sonunda Tunikomun sevdiği çizgi film kahramanlarından birinin resmi olan bir defter aldım. Stickerlar aldım çeşit çeşit, günlüğü yazabilmesi için renkli kalemler aldım. Eve geldim heyecanla günlüğün ne kadar güzel, duygusal, rahatlatıcı bir şey olduğunu anlattım. Gelecekte hatırlamak istediğin olayları ve düşüncelerini yazabilirsin. Böylece kafanda hiçbiri kaybolmaz, ileride günlüğünü okuduğunda “a evet böyle de olmuştu, bunu da hissetmiştim, ne kadar komikmişim” diyebilirsin. En güvenilir iç dökme yöntemidir oğlum. Çok heyecanlıyım sen de öylesin değimli? Yüzüme baktı kocaman şaşırmış gözlerle işte bu kısımda da fark etmeliydim. Bu defterin sayfalarına tarih ve saat yazarak gün içinde ne zaman istersen yazabilirsin oğlum. Hadi başla bakalım dedim ve keyifle yanından ayrıldım. Çok uzatmayacağım. Tunikomun günlüğü şöyle oldu. Uyandım, kahvaltımı yaptım, denize gittim,kitap okudum,ders çalıştım,bisiklete bindim, öğle yemeği yedim,sinemaya gittim (filmin adı bile yok) arkadaşlarımla oynadım, play station oynadım,denize gittim, akşam yemeği yedim,yattım. Hatta bazı günlerde şöyle yazılar bile vardı dün yaptıklarımın aynısı. Ben duramadım tabi aralarda müdahil oldum olaya oğlum bak bence dış dünyayı anlatırken iç dünyanı da anlatmalısın sevinçlerin, üzüntülerin, kaygıların, kahkahaların gibi. Mesela bisiklet hediye edildiğinde sana neler hissettiğini anlatmalısın bisikletini tarif etmelisin nasıl süsleyeceğini anlatmalısın. Süslemek kelimesinde yine şaşkın ifadeyi gördüm yüzünde. (Kısa sürede süslemenin ne olduğunu öğrendi ışıklar, korna, tekerleğe takılan kedigözleri) ama bunları paylaşmadı defterinde. Ben kendimce bir süre daha bu konuyla ilgili detayları anlattım. En başında kırtasiyede sadece kızlar için günlük satıldığında fark etmeliydim. Erkek ve kadının ne kadar farklı hissettiklerini. Düşündükleri hakkında fikrim olmalıydı bunca yıl. Hayal kırıklığı yaşadım mı? Hayır, yaşamadım çünkü yılmadım mutlaka oğlumun duygularını paylaşacağı bir şeyi olacaktı ve sonunda bulduk izin verdiği sayfaları paylaşacağım burada.  Büyük bir metot defter aldım çok havalı bir defter dedim ki bu senin hobi defterin yaz, çiz,boya yapıştır ne istersen yap çok hoşuna gitti ilk yaptığı tuttuğu takımın amblemi ve kadrosunu yazmak/çizmek oldu . Sonra hemen bir saha çizdi ve oyuncuları yerlerine yerleştirdi. Sonrası da geldi zaten. Şans eseri bu sene Saftrik Gregin günlüğü adlı ve Tuna’nın çok keyifle okuduğu seri kitaplarla tanıştık. Gerg Heffly adında bir çocuk annesi yüzünden günlük tutmak zorunda bırakılıyor önce işkence olarak başlayan bu durum sonrasında çok eğlenceli çizimlerle süslediği bir günlüğe dönüşüyor. Tuna bu kitapları çok kısa sürede okudu bitirdi şimdi heyecanla serinin devamını bekliyoruz ve bu kitaplar  hobi defterini çok daha fazla kullandırmaya başladı. Karikatürler çiziyor kısada olsa yazılar yazıyor, sevdiği filmle ilgili resimler çiziyor yada yapıştırıyor. Benim düşünemediğim nokta kadın ve erkeğin ayrıldığı konulardan biri olan algılama şekliydi.  Bir örnek vermem gerekirse Erkek bir yemeğe sadece karnını doyurmak için bakarken biz kadınlar onu daha nasıl lezzetlendirebiliriz, görsel sunumunu ne kadar daha güzelleştirebiliriz, ne kadar daha sağlıklı duruma getirebiliriz diye düşünüp dururuz. Erkekler dün köfte yedik derken aslında biz onlara muhteşem İzmir köftesi yapmışızdır. Biz anlatırken bir İzmir köftesi yaptım. İnanılmazdı. Beyler çok beğendiler nerdeyse parmaklarını yiyeceklerdi.  Bu sefer kıymasına şunu kattım sebzesini şöyle kestim diye süsleye süsleye anlatırken erkeler ise ohh bugünde karnımız doydu derler sadece.  Farklılıkları ile birbirini tamamlayan bu iki insanın İzmir köfte yerken aynı tadı,keyfi almaları dileğiyle.
İzmir Köfte
-          500 gr köftelik kıyma (kuzu ve dana karışık kullanılabilir)
-          1 adet iri soğan
-          1 su bardağı çekilmiş bayat ekmek
-          1 adet yumurta
-          1 domates rendesi
-          Maydanoz
-          Karabiber,tuz,kimyon,kekik
-          Un
-          Sıvı yağ
-          3 adet orta boy Taze patates
Köfte yi hazırlayıp una bulayıp az bir yağda önlü arkalı kurutmadan kızartıyorum. Patatesleri  fırçayla iyice yıkayıp kabuklu halde az yağda kurutmadan nemli kalacak şekilde kızartalım.
Sosu
-          4-5 adet rendelenmiş domates
-          3 adet yeşil  biber uzunlamasına kesilmiş.
-          2 adet kırmızı biber uzunlamasına kesilmiş
-          10 adet arpacık soğanı
-          5 diş sarımsak.
-          Taze soğan irice doğranmış.
-          1 adet halka halka kesilmiş soğan.
-          1 adet defne yaprağı
Domatesleri az bir z.yağı ile çiğ kokusu gidene kadar kaynatın. Ardından diğer malzemeleri koyup pişirin.  (sos gözünüze az görünürse salça ve su ekleyebilirsiniz)
Fırına girebilecek bir kaba önce patatesleri ardından köfteleri dizip sosu dökün ve fırında pişirin. Ara ara sosu köftelerin üzerinde gezdirin.
Afiyet olsun
Not: Yemeğin fotoğrafı yok bu sefer. Tuna'nın hobi defterinden izin verdiği tek sayfanın fotoğrafı var.

4 Nisan 2011 Pazartesi

KARİDESLİ MAKARNA

PRAKTİKOS

Telaşlı koşuşturmamızın arasında zamanın nasıl ellerimizin arasından akıp gittiğini anlamıyoruz. Bazen hayatımda bazı şeyler taşınamaz hale geliyor, bazen 24  saat kısa gelmeye başlıyor. Oysa kendine sevdiklerine ayırdığın zamanın keyfi hiçbir şeyle değişilemez. Ama biz hep hiçbir şeye yetişemiyorum diye söylenip dururuz. Sürekli yorgun ve sürekli isyankar bir ruh hali ile dolaşıp dururuz. İşte ben bu yazıda benim hayatımı kolaylaştıran bazı pratikoslarımdan bahsedeceğim. Pratikosların temeli aslında plan yapmak. Ben ev işlerimin çoğunluğunu planladım. 1 haftalık yemek menüm her zaman hazır. Çamaşır günüm belli. Alışveriş listem sürekli göz önünde bulunur. Evdekiler eksilen malzemeyi yada ihtiyaçlarını yazarlar tabi bazı küçük adamların yazdığı bazı istekler bana uymaz. Onun için ise çok önemlidir. Bu durum listenin başında ciddi tartışmalara yol açabiliyor. Genelde sebze yemeklerini hafta sonu yapıyorum Pazartesi, Salı sebze yeniyor evde, Çarşamba balık günümüz, Perşembe et ve Cuma tavuk. Böylece haftalık menü rahat hazırlanıyor. Hafta sonları zaten program olduğundan kasmıyorsunuz ne yiyeceğiz diye. Özellikle okul çağında çocuğunuz varsa sabah kahvaltıları hayatın en zor anlarından biri kahvaltı menüsü hazır olursa hiç zor olmuyor ama 1-2 çeşit kolay omlet, rafadan yumurta, reçelli, ballı , çikolatalı ekmek, tost, bunların yanına zeytin domates salatalık inanın çok kolay hazırlanıyor önemli olan ne yapacağınızı planlamak. Ama sabah geç kalktıysanız ve servisin gelmesine çok az kaldıysa mısır gevreği yada tahin pekmez hayatınızı kurtarıyor.

-       Bulaşık makinesini yerleştirmek bana hep kolay gelmiştir (elde tek tek yıkamıyorum tabi kolay gelir) ama boşaltma işini pek sevmem bunun için çatal bıçak kaşık kısmını gruplandırırım makineyi boşaltırken grup grup yerine girer. Tabaklarda aynı şekilde.
-       Nohut,yeşil mercimek,fasulye, börülcemi haşlayacağım mutlaka fazladan haşlarım fazlası hooop buzluğa.
-       Et suyu tavuk suyu çıkarttığımda buz poşetleri ile buzluktaki yerini alır. Pilava ve çorbaya birkaç tablet olarak karıştırırım.
-       1 kilo kıyma alıp üç parçaya bölerim. Kuru köfte, ızgara köfte sulu yemeklerde kullanacağım köfte olarak hazırlanır ve buzluğa.
-       Dolma yapacaksam (zaten yapmaya başlamışımdır) fazladan sararım ve tabiî ki fazla olan kısım buzluğa.
-       Kuşbaşı et haşlanır ve yerini alır.
-       Kıyma kavrulur buzluğa.
-       Yaptığım yemeğe, böreğe, çöreğe dereotumu lazım hepsini yıkar kullanacağımı ayırır diğerlerini doğrayıp buzluğa koyarım.
-       Kurabiye, poğaça, pizza gibi hamur işlerimi yapıyorum 1 ölçü fazladan yaparım hamuru aynen buzluğa hatta mayalı hamur bile buzluğa girebiliyor hatta buzluktan çıktıktan sonra mayalanmaya devam ediyor.
-       Sigara böreğimi saracağım fazla fazla sararım zaten sarmaya başlamışımdır onlarda buzluğa.
-       Lazanyamı yapıyorsunuz bir kap fazla yapıverin ve buzluğa atıverin canım.
-       Pişmiş hazır haldeki kek kurabiye ve poğaça arttıysa kalori yerine vücudunuza gireceğine buzluğa girebilir.
-       Dolapta kalmış kurumuş peynirler buzluğa. Mutlaka kullanılacak bir yer bulunur.
-       Yemek için soğanımı doğruyorum fazladan doğrarım fazlası buzluğa.
-       Yaptığım çorba arttımı oda yerini biliyor.
-       Mevsiminde alınmış bezelye,barbunya,taze fasulye,taze börülce de buzluğa,
-       Kırmızıbiber, yeşilbiber, patlıcan közlenip ve kızartılıp buzluğa.
-       Domates ben rondodan geçirip olduğu gibi buzluğa atıyorum hatta bazısının içine acı biberde doğruyorum.
-       Sarımsakları her zaman elinizin altında hazır bulundurmak istiyorsanız kabuklarını soyduktan sonra bir kavanoza doldurup üzerine zeytinyağı koyarak dolaba. Ayrıca bu yağı yemeklerinize ve salatalarınıza da kullanabilirsiniz. Çok güzel tat veriyor.
-       Bayatlamış ekmekleri fırında kurutup rondoda ufalayıp kavanozla dolapta saklayabilirsiniz. Galeta unu gerektiğinde rahatlıkla kullanabilirsiniz.
-       Yeşillikler yıkanıp kurutulup hava almayacak şekilde dolaba bir hafta salatanız hazır.
-       Kullanılmış limon portakal kabuklarını rendeleyip şeker ile karıştırın. Kavanozun içerisinde buzdolabında uzun bir süre saklayabilirsiniz. Böylece pasta yaparken elinizin altında hazır bulunur.

Birkaç püf :
-       Cevizlerin kabuklarını kolayca açabilmek için bir gece tuzlu suyun içerisinde bekletin. İçleri de dağılmadan açılıyor.
-       Kestane kebap acele cevap yaparken kestaneleri çizdikten sonra 1-2 saat şekerli suda bekletirseniz çok rahat soyuluyor.
-       Mikrodalganız varsa mısır patlatma işini burada yapabilirsiniz.
-       Peyniri kolay rendelemek için, 15 dakika buzlukta bekletin.
-       Unlarınızın böceklenmemesi için, un kavanozunun içerisine bir adet defneyaprağı koyun.
Karidesli Makarna
Bence pratik ve şık yemeklerden biri yanında güzel bir Akdeniz salatası ve şarap ile misafirinize bile rahatlıkla sunacağınız bir tarif ve sadece yapımı 20 dakikanızı alıyor. Bu tarifte kremada kullanabilirsiniz zeytinyağı da ben tereyağı kullandım.
MALZEMELER
-       1 paket makarna
-       6-7 domates rendesi
-       1-2 diş sarımsak
-       1 küçük soğan
-       2 adet yeşilbiber.
-       1 adet acı kırmızıbiber
-       300 gr. orta boy karides (kaynar suya  5 dakika atılmış suyu  süzülmüş)
-       Bir tutam taze maydanoz
-       Kaşar peyniri rendesi
-       Tereyağı
-       Karabiber, tuz, biberiye
Makarnayı bir yemek kaşığı tuz attığınız kaynamış suda 8-10 dakika arası diri olacak şekilde haşlanmaya bırakın. Bu arada derin ve çapı geniş bir tavaya tereyağını koyun soğan ve sarımsakları atın. Doğradığınız biberleri de tavaya atın. Cızırdamaya başlayınca domates rendesini katın.  Beş dakika kadar harlı   ateşte tutun ve suyunu   çekmeden üzerine karidesleri ilave edin. Al dante kıvamındaki makarnanızı kaynayan  sudan süzgü ile alıp sosun  içine atın. Karıştırıp kapağını kapatın, ocağın altını kısıp  beş dakika kadar dinlendirin. İsteğe bağlı İnce kıyılmış maydanoz  ve rende kaşar peyniri ekleyerek servis yapın.