Bana kahvenizi nasıl alırsınız dendiğinde sade derim bir de eklerim mutlaka yanına da dostum olsun. Sade kahve gibisi yoktur. Kahvenin tadına varırsın. Olması gerektiği gibi olmuş kahvedir. Kahvenin aslıdır. Kahvenin en kusursuz halidir. İçimini bozan herhangi ek madde taşımayan kahvedir. Güne bir fincan sade kahve ile başlamanın yerini hiçbir şey tutamaz desem olmaz kahve bahane dostluk şahane desem çok güzel olur ama. Canın sıkkındır arasın dostunu hadi bizim kahveye gidelim dersin, mutlusundur arasın dostunu hadi bana gel kahve içelim dersin, güzel bir yemek yemişsindir dostlarınla kahve ile tamamlarsın günü. Uzun bir yolumuz var ömrümüzde. Bu yolda kimileri terk eder, kimileri yoldaş olur hayatımıza. Bu yolun adı dostluktur işte. Dost edinmek için herhangi bir kural yoktur, kendi haline bırakılmalıdır ki tadını bulsun dostluk. Ben dostumu terk etmem, edeni de kınamam. Herkesin bir yolu vardır kim nerede mutlu ve huzurlu ise orada olmalı bence. Canım dostum derki senin kahvenin tadını hiçbir kahvede bulamıyorum e dedim ya kahve bahane dostluk şahane.Geçenlerde bir dostumdan aşağıdaki yazı düştü mesajlarımın arasına yazarını bilmiyoruz ne yazık ki ama paylaşmak istedim sade kahve ve yanında tarçınlı kurabiye ile. Sıcacık, bol köpüklü mis gibi dostluklara…
Yüz yüze dostluklar vardır;
Güneşle ayçiçeğinin dostluğu, böyle bir dostluktur mesela.
Ayçiçeği sabahtan akşama kadar hiç ayıramaz yüzünü güneşten...
Uzak dostluklar vardır;
Denizlerin ortasındaki bir adayla, dağların arasındaki bir göl,
Birbirlerinin uzak dostlarıdır.
dostluklarını gündüz kuşlarla, gece yıldızlarla iletirler
birbirlerine...
sessiz dostluklar vardır;
sessiz dostluklar vardır;
dilsiz bir adamla, duymayan bir başka adamın elleri arasında sessiz
bir dostluk oluşur.
herşeyden konuşur sessizce bu eller...
zorunlu dostluklar vardır;
pazar ile pazartesinin dostluğu gibi. pazar ağır bir gündür,
pazartesi hızlı bir gün...
ayak uyduramazlar birbirlerine. ama dost olmak, yanyana durmak
zorundadırlar...
uzun dostluklar vardır;
uzun dostluklar vardır;
ikindi güneşinin altında uzayan gölgeler birbirlerine kavuşurlar ve
uzun boylu bir dostluk oluşur aralarında...
günün birinde ölen dostluklar vardır;
bir bahçe içindeki ahşap ev ile yanıbaşında duran ceviz ağacının
dostluğu gibi...
bir gün kocaman elli adamlar ve kocaman gövdeli makineler o bahçeye
girip de,
bir süre sonra evin ve ceviz ağacının yerinde asık suratlı binalar
yükseldiği zaman ölen dostluklar...
vakitsiz dostluklar vardır;
bir peçete, bir kağıt mendil vakitsizce dostu oluverir
gözlerimizin...
ya da ayrılırken verilen bir dal karanfil ellerimize o anda gelen
ya da ayrılırken verilen bir dal karanfil ellerimize o anda gelen
dostluktur...
bakımsız dostluklar vardır bir de...
bakımsız dostluklar vardır bir de...
zaten var, zaten dostuz deyip yıllarca bir telefonun, bir kaç
cümlelik mektubun bile çok görüldüğü dostluklar.
Tarçınlı Kurabiye
½ paket tereyağı (ya da margarin)
½ bardak sıvı yağ
½ bardak nişasta
1 tane yumurta
3 çorba kaşığı toz şeker
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilin
2 bardak un (gerekirse artırılabilir)
Öncelikle şeker, sıvı yağ, yumurtayı çırpıyoruz geri kalan malzemeyi ekleyip elimize yapışmayan bir hamur olana kadar yoğuruyoruz. Hamurdan ince rulolar yapıp 2-3 cm genişliğinde kesip tepsiye diziyoruz. 170 derece fırında üstü pembeleşinceye kadar 30 dakika kadar pişiriyoruz.
2 tatlı kaşığı tarçın
½ bardak pudra şekeri
2 yemek kaşığı toz şekeri karıştırıyoruz ve pişen kurabiyeleri sıcak sıcak bu karışımın içinde döküp karıştırıyoruz.